“Haksız olduğumuz zamanlarda bile neden haklı olduğumuzu düşünürüz?”

TED Talks sitesinde yer alan konuşmaları dinlemeyi seviyorum. Kimi zaman bildiğiniz bazı şeyleri farklı bir yaklaşımla dinlemiş oluyorsunuz, kimi zaman da bilmediğiniz bir konu hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. En son dinlediğim konuşmayı sizlerle paylaşmaya karar verdim. Konuşmanın başlığı “Haksız olduğumuz zamanlarda bile neden haklı olduğumuzu düşünürüz?” Üzerinde konuşmaya değer değil mi? 🙂  Aşağıda aralara kendi yorumlarımı da katarak, kendi dilimden özetlemeye çalıştım.

Bir anlığına kendinizi sıcak bir savaşın ortasındaki bir asker olarak düşünün. Zaman ve mekânın bir önemi yok. Adrenalininiz öyle yükselmiş ki ta derinlerinizde köklenmiş refleksleriniz su yüzeyine çıkmış. Bu refleksle kendinizi ve kendi tarafınızı korumak, düşmanı yenmek tek amacınız.

Şimdi de bir izci olduğunuzu düşünün. Göreviniz saldırı ya da savunma değil. Sahada gözlem yapıyor, bölgeyi anlamaya, engeller varsa onları tespit etmeye çalışıyorsunuz. Örneğin nehri geçmek için yakın bir yerde köprü var mı diye araştırıyorsunuz. Kısacası bir izci olarak o bölgeyi mümkün olan en doğru şekilde öğrenmek, bilmek tek amacınız.

Şimdi bu görevleri iyice anladıysanız, onları bir zihniyetin metaforu olarak düşünün. Bu metafor gündelik hayatımızda bilgi ve fikirleri nasıl değerlendirdiğimizle ilgili olacak. Doğru bir karar verebilmek, doğru bir tahminde bulunabilmek, hangi “zihniyet” içinde olduğumuzla çok yakından alâkalı. Birinci örnekteki savaştaki bir askerin zihniyetine uygun düşünce sistemine “statik zihniyet” diyelim. İkinci örnekteki izci zihniyetine uygun düşünce sistemine de “gelişen zihniyet” diyelim.

Şimdi asıl konumuza giriş olarak bir örnek anlatacağım size. Ben de tarihte geçen bu örneği bilmiyordum dinlediğim bu konuşmada öğrendim.

19.yy Fransa’sında tarihteki en büyük politik skandallardan biri yaşanmış. 1894 -The Treacherous Memo. Askeriyede bir ofisin çöp sepetinde bulunan kâğıt parçalarının bir araya getirilmesi ile Almanya’ya yazılmış ve Fransa ile ilgili bilgiler veren bir casusluk mektubu bulunmuş. O dönemde Fransa’da hüküm süren Yahudi düşmanlığı nedeni ile akla ilk gelen isim Richard Dreyfus olmuş. Çünkü R.D o pozisyonda görevli olanlar arasındaki tek Yahudi imiş. Sonra nottaki yazı incelenmiş ve  Dreyfus’un yazısı ile benzerlikler göstermiş. Dosyasında geçmişine yönelik en ufak problemli bir meseleye rastlanmamış. Uzmanlar yazının aynı olmadığını söylemesine rağmen evi, geçmişi, okuduğu okullar araştırılmış, hocaları ile görüşülmüş son derece başarılı olduğu bilgisine ve olumsuz hiçbir veriye ulaşılamamış. Ama yine de suçlu bulunmuş. Üstelik sadece suçlu değil tüm verileri yok edebilecek kadar sinsi olduğuna da karar verilmiş. Ömür boyu hapse mahkûm olmuş. Onun toplum önünde itibarını sarsacak birçok şey yapılmış. Davasının yeniden açılması yönünde yazdığı dilekçelerin hiçbirine geri dönüş yapılmamış.

Şimdi olayın anlatımına biraz ara verelim ve bizim için şu anda ilginç olan şeyin; Dreyfus’un suçlu olduğuna nasıl ikna olunduğu konusunu konuşalım.

Bilim insanları bunu “motivated reasoning” ile açıklıyorlar. Psikolog değilim, bunun Türkçesini bulamadım. Bu nedenle tanımını yapayım. Bir konu aleyhinde çok açık kanıtlar olmasına rağmen kişinin inandığı şeyden vazgeçmemesi durumu. Yani inanılan şeyi onaylayacak ya da yanlışlığını kanıtlayacak rasyonel bilgiler araştırmak yerine, sadece onun doğruluğunu teyit edecek bilgilere bağlı kalınması.  Arzularımız ve korkularımız aldığımız bilgileri kendimize göre şekillendirmemize neden oluyor. Bazı fikirleri ve bilgileri müttefikimiz gibi hissedip onların kazanmasını isterken bazılarını düşmanımız gibi görüp yenilmesini istiyoruz.

Yukarıda anlatılan örnekte olduğu gibi hayati önem taşıyan ciddiyette bir şey yaşamadıysanız da şuna benzer şeyler yaşamışsınızdır. Örneğin hakemin verdiği karar sizin tuttuğunuz takımın aleyhine ise kararın hatalı olduğuna dair bir neden bulmak konusunda çok hazır ve isteklisinizdir. Ancak karar karşı takımın aleyhine ise sizce mükemmeldir, doğruluğu konusunda pek düşünmezsiniz bile.

Başka bir örnek verelim; çok tartışmalı bir konu olan ölüm cezası ile ilgili bir makale okuduğunuzu düşünün. Ölüm cezasının işe yaradığını savunuyorsanız ve makale bu uygulamanın doğru olmadığını anlatıyorsa, makalede tutarsız ve hatalı yaklaşımları araştırmak, bulmak için çok istekli bir duruma geçersiniz. Ancak ölüm cezasının uygun olduğundan bahsediyorsa üzerinde çok durmadan makalenin çok kapsamlı ve iyi olduğuna inanırsınız. Veya tersi durum.

Yargılarımız kazanmasını istediğimiz taraf yönünde etkilenir. Bu bilinçsizce gerçekleşir ve çok yaygın bir durumdur. İlişkilerimize, sağlımıza dair düşünce biçimimizi belirler, oyumuzu nasıl vereceğimizi, neyin adil ya da etik olduğunu belirlememizi etkiler. Statik zihniyette iken kullandığımız “Motivated reasoning”’in en korkutucu yanı bilinçsizce yaşanıyor oluşu. Kendimizi çok adil, açık fikirli olarak görürken masum bir insanın hayatını yukarıdaki örnekteki gibi alt üst edebiliriz.

Dreyfus’un hikâyesine devam edecek olursak; orduda üst rütbelerde Dreyfus’un suçlu olduğuna inanan, diğerleri gibi anti-semitist Picquart adında bir başka subay “ Ya Dreyfus suçsuzsa, hata yaptıysak” diye düşünmeye başlar. Bu düşüncenin sonucunda şöyle bir bulguya ulaşır. Casusluk halâ devam etmektedir ve orduda başka bir görevlinin yazısı, bulunan nottaki yazıya tam uymaktadır. Bunu üst yönetimle paylaştığında şüpheleri kabul görmez. Onlar Dreyfus’un suçlu olduğuna dair görüşlerinde ısrarcı olup bulunan yeni kanıtlar için başka açıklamalar getirirler. Düşüncelerinde pes etmeyen  Picquart emre itaatsizlikten içeri atılır. Ancak Picquart on senesini alsa da Dreyfus’un suçsuz olduğunu sonunda kanıtlar.

Picquart ve onun gibi düşünebilen ve doğru karar verebilen insanlar hayranlık verici değil mi? Onun da meslektaşları gibi ön yargıları vardı, peşin hükümleri vardı ancak gerçeği bulmak ve bir hakkı savunmak isteği bunların üstesinden gelebildi.  Yani Picquart yukarıda bahsettiğim “gelişen zihniyet” ile olaylara yaklaştı. Bir fikrin kazanıp diğerinin kaybetmesi gibi bir dürtü ile değil tamamen dürüst ve dosdoğru gerçeğin ne olduğunu anlamak üzere bir yaklaşım sergiledi. Sonuç güzel, uygun, memnuniyet verici olmayabilirdi ama bunu önemsemeden sadece gerçeği bulmaya çalıştı. Bazı insanların böylesine bir zihniyette olmasını sağlayan, gerçeklere bu derece objektif yaklaşmalarını sağlayan şey neydi acaba?

Sorunun cevabı duygular. Statik zihniyet yaklaşımı, “savunma” ya da “grupçuluk” gibi duygulardan besleniyor. Gelişen zihniyet yaklaşımı da duygularla ilgili ancak bunlar farklı duygular. Örneğin bu gruptaki insanlar çok meraklı, yeni şeyler öğrenmekten çok zevk alıyorlar. Beklentileriyle çelişen bir durumla karşılaştıklarında bu ilgilerini çekiyor, heyecanlandırıyor. Farklı değerleri var. İnançları analiz etmenin bir erdem olduğunu düşünüp bir konuda fikrini/kararını değiştirmiş birini “zayıf” olarak nitelemiyorlar. Ayrıca onlar ayakları yere basan kişiler, bir konuda haklı ya da haksız olmaları insan olarak kendilerine verdikleri değeri değiştirmiyor. Mesela ölüm cezasının işe yaradığına inanıyorlarsa ve yapılan çalışmalar bunun böyle olmadığını gösterirse, “evet ben yanlış düşünmüşüm demek ki bir işe yaramıyormuş, yeni bir şey öğrendim” diyebiliyorlar. “Bu şimdi benim aptal ya da kötü olduğum anlamına gelecek” diye düşünmüyorlar. Araştırmacıların bulduğu bu karakter özellikleri sizin ne kadar çok şey bildiğinizle ya da ne kadar akıllı olduğunuzla, zekâ seviyenizin yüksekliği ile ilgili değil. Bu özellikler tamamen nasıl hissettiğinizle alakalı.

Toplum olarak ya da birey olarak bir konu hakkında vereceğimiz karar/ varacağımız yargıyı güçlendirmek istiyorsak ihtiyacımız olan en önemli şey bu yazıda gelişen zihniyet yaklaşımı diye tanımladığım veya adı her ne ise işte o düşünce sistemi. Yani ilk yapmamız gereken, hissettiğimiz şeyleri değiştirmek. Yani bir konu hakkında hatalı olduğumuzu  öğrendiğimizde utanmak yerine doğruya ulaştığımız  için gurur duyabilmeyi öğrenmek. İnançlarımızla çelişen bir bilgi, bir durum ile karşılaştığımızda savunmaya geçmek yerine ilgi duymayı, meraklanmayı becerebilmek.

Konuşmacının sorduğu son bir soru ile ben de yazıyı bitireyim.

Uğruna yanıp tutuştuğunuz şey nedir?  Sizce bu ne olmalı?

Kendi inandığınız, savunduğunuz şeyler mi?

Yoksa dünyayı mümkün olduğunca en açık haliyle görmeyi başarabilmek mi?

Görüşmek üzere 🙂

Not 1: bu yazıyı okuduğunuzda sadece çevrenizdeki bazı insanların ya da yaşadığınız toplumun belirli bir kesiminin gelişen zihniyet yaklaşımına ihtiyacı olduğu sonucuna vardıysanız, yazıyı tekrar kendi üzerinize odaklanarak ikinci kez okumanızı öneririm. Ben öyle yaptım.

Not 2: dinlediğim konuşmadaki anlatıcı metafor kullanarak yaklaşıma farklı adlar vermişti. Ben daha önce anlattığım “mindset” kavramına yakın bir düşünce sistemi ile ilgili olduğunu düşündüğüm ve bu yazı dizimi okuyanların kolayca bağlantı kurabilmesi için “statik zihniyet” ve “gelişen zihniyet” adını verdim.

Okumayanlar bu konuda yazdığım dört bölümlük yazı dizisine aşağıdaki linklerden ulaşabilirler. Oldukça kapsamlı ve hayata yönelik önemli bilgiler içeren bir yazı. Öneririm.

1.Bölüm için;

https://meltemburada.com/2016/02/10/hangisi-sizsiniz-statik-mi-gelisen-mi-ya-bir-insan-isterse-her-seyi-basarabilir-sloganina-ne-dersiniz/

  1. Bölüm için;

https://meltemburada.com/2016/02/14/ii-hangisi-sizsiniz-statik-mi-gelisen-mi-ya-bir-insan-isterse-her-seyi-basarabilir-sloganina-ne-dersiniz/

  1. Bölüm için;

https://meltemburada.com/2016/02/22/iii-hangisi-sizsiniz-statik-mi-gelisen-mi-ya-bir-insan-isterse-her-seyi-basarabilir-sloganina-ne-dersiniz/

4.Bölüm için;

https://meltemburada.com/2016/02/28/iv-hangisi-sizsiniz-statik-mi-gelisen-mi-ya-bir-insan-isterse-her-seyi-basarabilir-sloganina-ne-dersiniz/

Görsel kaynakça: izci görseli tr.123rf.com sitesinden alınmıştır.

asker görseli tr.depositphotos.com sitesinden alınmıştır

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s